Murat's profile-Zaman akıp giden nehird...PhotosBlogListsGuestbook Tools Help
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
RABBİME BİNLERCE ŞÜKÜRLER OLSUNKİ GENE ZİYARETİME GELEN VAR
ALLAH RAZI OLSUN
RABBİM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN
ALLAH'A EMANET OLUN

 Murat KOÇ

Comments (64)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

Murat Koçwrote:
سْــــــــــــــــــــــﷲمِ ِارَّحْمَنِ ارَّحِيم:
 
*Gençliğine güvenip erken derken belkide elveda bile diyemessin giderken...!
 
*Sözü Dost , Özü düşmandan Usandım ... Dili Mümin, Kalbi Şeytandan Usandım .. Herkesin Kahrı Çekilir Ama Ben Davasız Müslümandan Usandım ..!
 
*Ey Kul ! Kıl Namazını, Çekme Dünya Nazını, Yarın Kılarım Diyenin , Bugün Kıldık Namazını !!
 
 
Sept. 11
lale-i aşkwrote:







Ya Rabbi!



Verdiğin cana şükür, aldığımız nefese şükür,

yanımızda olanlara şükür, kıymetimizi bilenlere şükür, verdiğin

nimetlere şükür, tattığımız güzel şeylere şükür,

yaşadığımız acılara şükür ki daha büyükleri var, verdiğin vereceğin her şeye şükürler olsun Ya Rabbi!.. 

Allahım!


Beni, benim önüme engel olmaktan,


Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan,


Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle, Ya Rabbi!



Ben beni bıraktığım zaman,

Sen beni bırakma Ya Rab!..

 

Yunus Emre


Hayırlı Cumalar

Aug. 21
Ertekinwrote:

 

blue_swirl.gif 
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin.
Tekkede,manastırda eremezsin..
Gerçekten sevdin mi dünyada,
Cennetin,cehennemin üstündesin
Ömer Hayyam
blue_swirl.gif
 
Aug. 11
ahmed akwrote:
hosting
 
Bediüzzaman hz. talebesi merhum zübeyir Gündüzalp in mesajlarından bir demet...
MUSİBETİN ARKASINDAKİ GÜZELLİKLER

Maddî bir felaket gelip size çattığında, bu musibet size bir cihetten zararlı olur. Fakat bir çok sebeplerden size kâr­lar ve faydalar sağlar. Fâni dünyanın bu fâni belâsı sizin ak­lınızı başınıza toplatır ve hadiseleri daha büyük bir mânevî kudretle ve daha serinkanlılıkla muhakeme etmenize fırsat verir.

Evvelce zarurî ihtiyaçtan addettiğiniz, görenek belasıyla luzumsuz ve müsrifâne yaptığınız masrafların ihtiyac-ı gay­r-i zarurî olduğunu ve israfkârane para harcadığınızı düşün­dürür ve gösterir. Sizi iktisat ve kanaatin tükenmez hazinesinin zenginliğine eriştirir.

Gelirin artışı ile sarfiyatını ziyadeleştirmesi gibi ferdî ve içtimaî iktisadiyatını yıkan maişet darlığının mezarına hapse­den bir akılsızlık ve dira­yetsizlikten kurtulmasına sebep olur. Öyle malî bir sıkıntı vaktinde şu hususu da görmek ba­si­retine sahip olursunuz ki, eskiden vazgeçilmesi imkansız gibi görünen bir çok şey­ler hiç de öyle değilmiş.

Kendi kendinize sormaya başlarsınız: “Acaba yaşamın biricik hedefi, maddî bolluğu ve zenginliği elde etmek, gü­nahlarla kalpleri karartan ve insanı mânen zehirli hançer­lerle yaralayan kötü eğlencelere dalmak, boş ve uyuşturucu eğlenceler peşinde koşmaktan mı ibaretmiş? Güya geçim dertleri bitmiyormuş gibi üstelik bu kadar lüzumsuz şeylere ihtiyaç var mıymış? Hayır, hakikat ve saadetle yaşamak asla böyle değilmiş” diye size akılâne ve müdebbirane bir muhakeme ve muha­sebe yapma meziyetine yükseltir.

İşte o sırada hayatın ha­kikî gayesini ve kıymetini ve dün­yada dünya ve uhrâ saade­tiyle yaşamanın yolunu öğrenmiş olursunuz

selam ve dua ile kardeşim
July 22
 
selamün aleyküm  kardeşim hayırlı geceler hayırlı haftalar selam ve duaile
 
Olmaz gönlüm, olmaz öyle! Keskin sirkenin akıbeti malûm. Dört mevsimi yaşayan bir cennetin bağrında büyüdün de sen, onun için böyle bir baharı ve yazı özlersin. İstersin ki çabuk geçsin fırtınalı sonbahar, ayaza durmasın kışlar. Dedim ya, sen dört mevsim hesabını yaparsın yaşarken duygularını. Ama bilmelisin herkes buralı değil. Bilmelisin, güneş görmeyen yurtlar var.
Olmaz gönül, olmaz öyle. Yükün ağır bilmekteyim, baharı yaşamayanlarla kış nasıl geçer; onu da bilmekteyim. Ama şunu da bilmekteyim ki, sabredebildiğin ölçüde yaşarsın. Eminim ki, hayat sabra denktir. Ve sabır, tahammülün bittiği yerde filizlenir, maneviyat çeperlerini genişlettikçe boy atar, sırf Yaradan'ı düşünerek fiiliyatta bulunduğun zaman neşv ü nema bulur.

Sabır gönlüm, sabır! İçine çekerken, zehir gibi gelir tadı, boğulacağını zannedersin. Kanın çekilir yüzünden, bembeyaz olur sîman; yutkunursun, geri döner içinde düğümlenenler. Başını eğmek istemezsin; ama kaldıramazsın da öyle göklere doğru. Ağlarsın, gözyaşın akmaz. Haykırmak gelir içinden, zangır zangır gürültüler habercisi olur titreyen ellerin. Konuşursun yalnızca kendinle, dökersin içini; senden başkası duymaz bilirsin bunu.



Sitemlerin dillenir haklı olduğunca, bağırırsın rahatlarcasına, ama sadece kendi içinde, ama sadece Yaradan'la baş başa. Sonra gözlerin... Gözlerin nihai nokta olmak ister en sonunda. Durur öylece, bakar, bakar... Ve kimseler fark etmez neden donuklaştığını, kimseler anlamaz anlatmak istediği çifte derin mânâyı... Sonra çekip alıverirsin anlamlı bakışlarını ruhunu bir kenara bırakmışlardan. Yüzünü çekersin, yalan dünyanın yalancılarından. Alnındaki kırışıklıkları alıverirsin haberi olmayanların önünden. Doğruca bırakırsın asıl dergâha. Bağrına cennetler sığan seccadenin secdeliğine. Ve başlar böylece sabır maratonun. Korkma gönül, sen hele azmet sabır için, yüreğini koy ortaya, gör ne mânevî hediyeler paketliyor Yaradan...


En masumane tavırlarına gaddarca yaklaşanlar olacak belki. İçindeki çocuk hafife alınacak... Anlatmak istediklerin değil, anlaşılamamış yanların konuşulacak. "Olsun!" diyeceksin, yüzündeki gülümsemeyi kaybetmeden. Yine de hüsn-ü zan edeceksin. Allah için söylediğini yine Allan için olduğu yerde bırakacaksın. Yaradanı alıp yüreğine, sırtını dayayıp tevhidin çınarına, akıbeti ukbâda düşüneceksin. Ve kalbin şöyle bir hafifleyecek, damarlarına giden iyimserlik yolunu tıkamadığından...




Üzülüp acı çektiğin anlarda çileni hafife alanlar olacak belki... Öyle bir yanacak ki için, kimseye anlatamayacaksın. Günlerce ağlayacaksın gözyaşının lâhutî ikliminde. Sonra en yakınındaki, en yüreğindeki vuracak hislerini... Canım dediğin dönecek sırtını. Bir "ah!" çekeceksin derinden ve anlamaya çabalarken empatinin gücüyle, arkanı döndüğünde kimse kalmamış olacak. "Sabır" diyeceksin, yine sabır... Eyyüplerin torunluğuna yakışır sabır...



"Bugün Allah için ne yaptın?" sorusu geldiği an kulağına, vereceği cevabı bulamayanların tedirginliği değil, en zor imtihanını başarıyla vermiş öğrencilerin rahatlığı olacak ruhunda. Başını yastığa koymadan "elhamdülillah" diyecek, rüyanda cennetten kesitler izleyeceksin belki... Ve sabaha erdiğinde, avucunda tuttuğun tesbih tanesi yine "yâ sâbır"la şakırdayacak...


Faltaşı gibi açılıp kalacak gözlerin bazen de... Çok şaşıracaksın, çoook! Ya gönül... Kalb kırmak çok kolay oldu, kalbin değeri pazarlara bile çıkartılmaz oldu. Tatlı sözü unutanlar çok, şu hengâmesinden sallanıp duran asırda! Aldırma diyemem, aldıracaksın elbet, hislenip içerleyeceksin belki. Zannediyor musun ki, yüreğine aldıklarına söylediğin nazenin kelimeler, boşta kalır! İnanıyor musun ki, sevdiklerin için kurduğun lâtif cümleler, öksüz bırakılır! Yok gönül, yok! Sahibi var hepsinin. Bırak duymasın insanlar, bırak sertliği onlara! Bırak, tabularına kale yapsınlar! Yeter ki sabret gönül, asıl sahibini düşünüp sabret, başını sonunu kestiremediğin olaylarda bile...

Bırak vursunlar ayıbını yüzüne, bir kusuruna binler cefâ taksınlar. Yaradan'ın "Settar" ismi, beşerin hükmüne mi kalmış. Sen sabret gönül... Felaket tellalları susmasınlar isterlerse? Olumsuzluğu yaymanın zevkine doyamayanlara inat, bütün güzel düşüncelerini yay sere serpe. Zehrini ağzında taşıyan yılanın başını ezemesen de, bal damlasın dilinden. İbrahim'in (as) ateşleri, gül olurken mi sunmuş Dostların Dostu şu ayetini: "Güzel söz, güzel bir ağaç gibidir ki onun kökü sabit, dalı ise göktedir." Sabır gücünün tükenirliğinden korkarsan bir gün, gel gir şu dizelerin sırlı havasına... İnan, kimse üzemez seni orda. Ve uzan o ağacın dallarından ötelere... Uzat ellerini ve bekle. Sabırla bekle gönül! En geç sûrun sesi duyulduğunda tutacak ellerinden Resuller Resulü. Pes etme, sabret gönül, sabret!...
June 30
SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞİM HAYIRLI GÜNLER
Kısa Kıssa
Bir gün bir doktora, “gerginlik ve tedirginlikten” şikâyetçi olan bir hasta gelmiş. Yapması gereken çok işinin bulunduğunu; fakat kendisinin rahatsız, işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını ek olarakda bu işleri yapabilecek başka kimse olmadığını söylemiş. Doktor,
— Sana bir reçete vereceğim. Bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor! diyerek, yazıp eline vermiş.
Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış. Reçetede, “ Her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta geçireceksin” yazıyormuş. Hasta adam;
— Yürüyüşü anladık ama; neden mezarlık? diye sormuş. Doktor,
— Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de onlar gibi ölüp mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkân olmadığını zannettiğin işlerin, başkaları tarafından da yapılmaya devam ettiğini göreceksin, demiş.
June 11
ahmed akwrote:
 

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu :
“Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”
'50gm!' .... '100gm!' .....'125gm'
..diye öğrenciler yanıtladı.
“Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem,” dedi profesör, “ama, benim sorum şu ki :
Bu bardağı birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
‘Hiçbirşey' …..diye yanıtladı öğrenciler
Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?' diye sordu profesör bu kez…
Kolunuz ağrımaya başlardı efendim' diye öğrencilerden biri yanıtladı
“Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
“Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı & batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”
….. tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler
“Çok iyi.
Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?”
diye sordu profesör.
‘Hayır‘…. diye yanıtladı herkes
“Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?”
Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.
“Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?”diye tekrar profesör sorar
“Bardağı bırakın düşsün!” diye öğrencilerden biri yanıtlar.
“Kesinlikle!” der profesör.
Hayatın problemleri de böyle bir şeydir.
Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir sorun yokmuş gibi görünür.
Uzun bir süre düşünürsün, başınız ağrımaya başlar
Daha uzun düşünün …Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.
Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,
Fakat daha önemlisi onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi).
Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!
Bu yüzden bugün ofisten ayrıldığınızda,

Sevdiklerinize şunu hatırlatın :

“Bardağı yere bırakın bugün!”
SELAM VE DUA İLE
June 9
Murat Koçwrote:
İnsanların en cimrisi;Nûr-ul Hûda'nın ismi anıldıgı zaman,O'na salat ve selam göndermeyendir...
...
EssaLaTu VeSSeLaMu ALeYKe Ya RASULALLAH...!




HaYDi SEN DE BiR SALAVAT GeTiR...

İnsanların en cimrisi;Nûr-ul Hûda'nın ismi anıldıgı zaman,O'na salat ve selam göndermeyendir...
...
EssaLaTu VeSSeLaMu ALeYKe Ya RASULALLAH...!




HaYDi SEN DE BiR SALAVAT GeTiR...


Murat KOÇ
June 3
Ertekinwrote:
 
Myspace
 
Jüri
Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
Birinciliği beyaza verdiler.
Photobucket 
SENİ SEVİYORUM ARKADAŞIM
"I LOVE YOU MY FRIEND"
........Happy days........
 
 
Myspace
June 2
Murat Koçwrote:
Her kötülüğün tek ilacı
Sual: Büyük günahlardan kurtulmanın çaresi nedir?
CEVAP
Her türlü günahın tek ilacı vardır. Bu ilaç Kur'an-ı kerimde açıkça bildiriliyor. Bu ilacı kullanan her müslüman, alışkanlık haline gelen büyük günahlardan mutlaka kurtulur. Ankebut suresi 45. âyet-i kerimesinde (Namaz, münker ve fahşadan [edepsizlikten, akla ve dine uymayan, esrar, içki, zina, livata gibi her türlü kötülükten] alıkoyar) buyuruldu.

Bir genç, namaz kılar ve her türlü kötülüğü de yapardı. Bu gencin durumunu Resulullaha bildirdiler. Peygamber efendimiz, (Bir gün gelir namaz, onu diğer günahları işlemekten alıkoyar) buyurdu. (Haram işliyorsa, namaz kılmasın) demedi, (Namaza devam etsin) buyurdu. Aradan çok zaman geçmedi. O genç günahlarına tevbe etti, iyi hal sahibi oldu. Bu bakımdan mutlaka namaz kılmalıdır!

Namaz kılmanın fazileti çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cennetin anahtarı namazdır.) [Darimi]

(Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Taberani]

(Namaz kılan, Kıyamette kurtulur, kılmayan perişan olur.) [Taberani]

(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu amellerin en faziletlisidir. Sıratı yıldırım gibi geçiricidir. İmanın başı ve Cehennemden kurtarıcıdır.) [Miftah-ul-Cenne]

(En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır.) [Ebu Davud]

(Allahü teâlâ beş vakit namazı farz kıldı. Eksiksiz eda eden kimseyi Cennete koyacağına söz verdi. Namaz kılmayana verilmiş bir sözü yoktur, böyle kimseye dilerse azap eder, dilerse Cennete koyar.) [Ebu Davud]

(Müslüman, namaz kılarken günahları başı üzerine konur. Her secde ettiğinde başından dökülür. Namazı bitirince hiçbir günahı kalmaz.) [Taberani]

(Mümin, Allah rızası için namaz kılınca, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi, günahları dökülür.) [İ.Ahmed]

(Her namaz vakti gelince, melekler, "Ey insanlar, günahlarınız sebebiyle hasıl olan ateşi namaz kılarak söndürün!" derler.) [Taberani]

Bir kimse, (İman eder, namaz kılar, zekat verir, oruç tutar ve diğer ibadetleri yaparsam, kimlerden olurum?) diye sual edince, Peygamber efendimiz, (Sıddık ve şehidlerden olursun) buyurdu. (Bezzar)

Namazı terkin cezası
Namaz kılmak böyle büyük bir ibadet olduğu için terk edilmesi de çok büyük günahtır. Hanbeli’de namazı terk eden küfre düştüğü için, Şafii ve Maliki’de büyük günah işlediği için ceza olarak öldürülür.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez) [Taberani]

(Namaz kılmayan, Kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulacaktır.) [Bezzar]

(Namazı kasten bırakanın ibadetleri kabul olmaz ve namaza başlayana kadar Allahü teâlânın himayesinden uzak kalır.) [Ebu Nuaym]

(Beş vakit namazı kasten, mazeretsiz terk eden, Allahü teâlânın hıfz ve emanından mahrum olur.) [İbni Mace]

(Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.) [Beyheki]

(Namaz kılmayanın dini yoktur.) [İbni Nasr]

(Bizimle kâfir arasındaki fark namazdır. Namazı terk eden kâfir olur.) [Nesai]

Yukarıdaki hadis-i şerifleri, Ehl-i sünnet âlimleri şöyle açıklamışlardır:
Dinimizde en büyük günahı işleyen kâfir olmaz. Bunun için namaz kılmayana kâfir denmez. Fakat namaz, çok önemli bir ibadet olduğu için, namaz kılmayanın imanla ölmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Namaz kılmayanın kalbi kararır, diğer günahları işlemekten çekinmez. Bazı âlimler, namaz kılmayanın kâfir olacağını bildirmişlerdir. Bu bakımdan her ne şart altında olursa olsun muhakkak namazı kılmalı!
May 20
ahmed akwrote:
Image Hosted by ImageShack.us
May 18
ahmed akwrote:
Hammadesi makbul fakat adresini yitirmiş birini gördüğünde,'bundan ne güzel müslüman olur' demeli ve tüm yüreğinle hidayeti için dua etmelisin.
 
selam ve dua ile kardeşim
May 12

Soru yumagı beynimde harç olurken,
Bir tokat düşüyor enseme
Kamer suresinin 17. ayeti doluyor gözlerime
Zira Rabbı Rahim o ayette
"Kuşkusuz biz Kur'an_ı da ögüt için kolaylaştırdık.Ögüt alan var mı?"diyor.
Kella diyorum acziyetimle
Ve aglamaya başlıyorum
Ilık ılık gözyaşlarım dudaklarımı ıslatıp,agzıma düşüyor.
Çaresizligin girdabında degilim.
Cehaletin mengenesine atmışım kendimi.
İntiharlıgı seçmişim dünyalık için,
Ahiretim için intihar etmişim.
Oysa Üstad'ın
"Tel tel ve iplik iplik dikselerde agzımı
Tek ses duyarlar yoklayanlar nabzımı"
Şiirini okumuş ve yönümü çizmiştim.
Önce
Estagfirullahel azim ve etubu ileyh
diyecektim. Lailaheillallah la devam edecektim.Sonra
Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed
Ve cennette her tesbihimde agaç olacak olan;
"Subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe illallahu vellahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim"
söyleyecektim.
İşte yeniden şahlanıyor imanım;
Ve yine tevbe için açıyorum ellerimi:
Ya Rabbi!
Tüm günahkarlıgımla ve acziyetimle yineden kapını çaldım.
Anladımki Sen'den başka gidecek yerim yok.
Anladımki Sen'den başka beni affedecek yok.
Okudumki Sen affeden ve affetmeyi sevensin.
Okudumki Sen üzerine Rahmeti yazmışsın.
Okudumki Sen'i sevenleri Sen de seversin.
En sevgili Sen'i bilip kapına geldim.
Şüphesizki Rahmetini diliyor umud ediyorum.
Şayet beni cezalandıracak olursan
Adaletinle muamele etmiş olursun.
Yok eger onca günahlarıma, kusurlarıma ve isyanlarıma ragmen o hududu olmayan Rahmet ve Merhametinle muamelede bulunur ve affedersen O da Sen'in fazlın olur.
Sen'in fazlın bizim hayal sınırlarımızı aşacak kadar büyüktür...
Ey Rabbim
Bizi haybet ve hüsrana ugratma..

 

alıntı

Aminnn 

cumanız mübarek olsun

May 9

 

 

y1pKRYke0kX53-RMY2enUWvBh6rnpn1G3_iaZtwsrNTK0AI8PYDm-RbRJ49k3Hv1lh6RjnkIaJSVL8

alanıma ziyaretin için teşekkürler seninde alanın çok güzel olmuş emeğine sağlık

 
May 8

 

 

dieter[1]

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yasayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin iste.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Yada cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de
hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yasayacaksın. Ucundan tutarak...

 

 

 
May 7
hayırlı günler kardeşim  selam ve dua ile
 
“İnsan hüsn-ü zanna memurdur.”

Zan, “sanmak, tahmin etmek” mânâsına gelir. Hüsn-i zan, iyiye de kötüye de yorumlanabilecek bir işe güzel yönünden bakmak demektir. Bunun zıddı su-i zan olup “her şeye menfi yönden bakmak, insanların işlerini ve davranışlarını kötüye yorumlamaktır.”

Bir hadisede kesinlik varsa orada zanna yer olmadığı açıktır. Meselâ, bir insan alenen küfrü savunuyorsa burada zan söz konusu olamaz ve o adamın küfrüne hükmedilir; ama bir müminin ağzından küfür sözleri çıktığında, ona hemen kâfir damgası vurmak yerine, hüsn-ü zan yolunu tutmak ve o sözü küfründen değil, cehaletinden söylediğini düşünmek tedbir ve temkine en uygun olanıdır.

İnsanı su-i zanna sevk eden en önemli sebep, kendi mizacının bozukluğu yahut hayat düzeninin çarpıklığıdır. Daima karşısındakileri aldatan bir insan, herkesin sözlerini şüphe ile karşılar ve her işin altında bir hile, bir oyun arar.

Hüsn-ü zannın en önemli bir kullanım yeri, insan iradesini aşan musibet ve felâketlerde kaderin bir hikmet ve rahmet yönü olduğunu düşünüp şikayet ve isyandan sakınmaktır. Allah Resulü (asm.) bu mânâyı şu hadis-i şerifiyle ders veriyor: “Allah’a hüsn-ü zan ibadettir.”

Üstad, “Kaderin her şeyi güzeldir.” deyip, maruz bırakıldığı bütün zulümlerde ve sıkıntılarda daima kaderin adaletini ve gizli güzelliklerini aramış ve bu hususta çok harika bir örnek sergilemiştir:

“Bizler için şimdi her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki mânâsız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celbedip kalbimizi meşgul etmesin.”


Şualar
May 6
ahmed akwrote:


selam ve dua ile
May 6

ŞÜKREDELİM. HEMEN ŞİMDİ! (#657)

İçinde bulunduğumuz durumdan ve sahip olduğumuz koşullardan şikayet ederken, karşılaştırmayı hep elimizde olmayanlarla yada sahip olmak istediğimiz daha iyi imkanlarla yaparız. Halbuki, nelere sahip olduğumuzu, bunların önemini ve yokluklarında nasıl bir durumda olup neler hissedebileceğimizi bir düşünsek, şükredecek ne kadar da çok şeyimiz olduğunun farkına varabiliriz. Örneğin, arabamız olmadığı için okula yada işe arabayla gidememekten, otobüs yada dolmuşla gitmekten şikayet etmek yerine; otobüse binebilecek kadar imkanımız olduğuna, o mesafeyi yürümek zorunda kalmadığımıza şükretmeliyiz. Eminim bu yazıyı samimiyetle okuyan ve bu örneğin üzerinde ciddi ve derin bir şekilde düşünen akıl ve gönül sahiplerinin aklına otobüse binebilecek imkanları da olmayan ve yürümek zorunda kalanlar geldiğinde; aynı zamanda yürüyebilmenin de çok büyük bir nimet olduğunu hatırlayarak, Allah’ın bize vermiş olduğu bedenimizin yürüme fonksiyonunu yerine getirebilecek kadar sağlıklı olmasına, ayağa kalkmak ve bir yerlere gitmek için başka birinin yada bir aletin yardımına muhtaç olmadığımıza şükretmek de mutlaka gelecektir. Öyleyse, Yüce Rabbimizin lütfundan bizlere sağladığı imkanları, içinde bulunduğumuz her durum ve şartta samimiyetle değerlendirerek sahip olduklarımıza şükretmeliyiz. Eğer bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız; hemen şimdi bilgisayarınızın yada internet erişiminizin olmasına, böyle siteler oluşturarak sizi şükretmeye hayra ve barışa sevk eden kişilerin olmasına, okuma becerinizin olmasına, yazıyı okuyabilecek gözlere, anlayabilecek akla sahip olmanıza, böyle sitelere girip dini yazıları okumaya zaman ayırabilecek kadar dine ilginizin olmasına ve imanınıza şükrederek başlayabilirsiniz.

May 6
ahmed akwrote:



Çay Kimi Çağırır? Vakti vardır... Ve can çeker. Ama berrak ve demli bir çaydan daha iyi olan şey, o çaya sohbet katan, lezzet katan dostlardır. Çay da, dost da, teselli makamında bir talihtir. Yalnızlığa hüzün taşır çay... Sohbete muhabbet... Hayatın neresinde, ne şekil ve görüntüde olursak olalım; mesele şudur:Bir bardak demli çayın yanında ne kıymetimiz var? Hangi dostun bir bardak demli çayı için "hasretin adı" ve "katma değer"iyiz? Vakti vardır.. Ve can çeker. Can, çayı bahane edip dost ister. Profesör istemez, genel müdür hiç istemez... Makam ve mevki... Ve dahi şan ve şöhret... Ve dahi mal ve mülk sahibi istemez. Aradığı insandır. "İnsan" sıfatının yanında, som altına şekil katmak için sokuşturulmuş bakır kadar ehemmiyeti olmayan unvanları hesaba katmaz... Ve can, insan çeker. Bir bardak demli çayın her yudumunu, ab-ı hayata dönüştüren insan! Bir daha mesele şudur: Canımız kimi çeker ve kimin canı bizi çeker? Ve neden? Hayattan aldığımız ve hayata kattığımız can sıkıntılarının çoğunun sebebi, maalesef değersiz şeylerden ibarettir. Ne bu dünyadan çekip giderken bizimle birlikte gelirler. Ne sonrası için işe yararlar. Üstelik, bir bardak demli çayın yanında bile, sahibini "beş kuruş" sahiplenmezler... Su kaynar... Aşk ateşinde... Bir tutam çay yaprağıyla karışmak, vuslattır. Bu sıcaklığa... Bu buhara ram olur ve yayılır duygular. Sonra aşkın rengidir ve demidir görünen. Ve aşkın rayihası. Söyleyin şimdi: Can kimi çeker? Kimin canı bizi çeker? Bu şiire kim bir mısra katar gönlünden? Sohbeti kim demler?
__________
 
Nasihatler.net ten alintidir.
SAKI
selam ve dua ile kardeşim
May 6
Nurgül Bakiwrote:
 
Allah Rasulu şöyle buyruyor ki:
 
Cuma günü, bana çok salavat getirin. Çünkü Cuma günü, şahitlerin hazır olduğu bir gündür. Yani o günde melekler, (ibadet edenlerin yanında) hazır bulunurlar. Sizden biriniz bana salavat getirdiğinde, (bitirinceye kadar) salavatı melekler tarafından bana sunulur.

Duaların sonunda Amin demek, alemler Rabbi Allahın, mümin kullarının dillerindeki mührüdür.


hayırlı cumalar
Apr. 25
Mürşidin uzaktan feyiz vermesi, kalplere tasarrufta bulunması Allahu Teala’nın kâmil velilere verdiği özel bir yetkidir. Allahu Teala velisini seven ve gönlünü onun gönlündeki nura bağlayan kimseye çok özel ikramlarda bulunmaktadır. Buna uzaklık mani değildir. Bunun örnekleri çoktur.
Mürid, mürşidini Allah ile kendisi arasında güvenilir bir rehber görmelidir. Onun Allah rızasına giden yolda en güzel bir vasıta ve vesile olduğunu unutmamalıdır.
Mürşidin uzaktan feyiz vermesi, kalplere tasarrufta bulunması Allahu Teala’nın kâmil velilere verdiği özel bir yetkidir. Allahu Teala velisini seven ve gönlünü onun gönlündeki nura bağlayan kimseye çok özel ikramlarda bulunmaktadır. Buna uzaklık mani değildir. Bunun örnekleri çoktur.
Mesela, Veysel Karanî Hz.leri Resûlullah (s.a.v) Efendimizi hiç görmediği hâlde muhabbet ve ruhaniyet yoluyla kendisinden özel terbiye ve feyiz almıştır. Efendimiz (s.a.v) onu ashabına anlatmış, ismini vermiş, sıfatlarından bahsetmiştir. Ayrıca Hz. Ömer ile Hz. Ali’ye onu ziyaret etmelerini emretmiş ve onlara şu tavsiyede bulunmuştur:
“Onunla karşılaştığınız zaman sizin için istiğfar etmesini isteyin ki Allah sizi affetsin”(Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya, II, 96-100; Hakim, Müstedrek, III, 403-404.)işte bu hâle temiz ruhların tanışması, kaynaşması ve yardımlaşması denir. Zaten rabıta birbirini seven ve özleyen ruhların buluşmasından ibarettir.
Kâmil mürşidin uzaktaki müridinin hâllerini Allah’ın izniyle bilmesi ve görmesi mümkündür. Ancak bu görme ve bilme şekli sınırlıdır. Mürşidin Allahu Teala gibi her şeyi gördüğünü ve bildiğini düşünmek haramdır, şirktir. Mürşiddeki bütün yetkiler, feyiz ve nurlar Allahu Teala’nın ikramıdır.
HAYIRLI AKŞAMLAR KARDEŞİM SELAM VE DUA İLE FIEMANILLAH
Apr. 23
deniz denizwrote:

Cuma namazı, dördü ilk sünnet, ikisi farz ve dördü de son sünnet olmak üzere on rek'attır.Cuma günleri öğle vaktinde kılınır ve o günün öğle namazının yerine geçer. Cuma namazının farzı cemaatle kılınır. Tek başına kılınmaz.

Cuma Namazı Kimlere Farzdır

Cuma namazının bir kimseye farz olması için, müslüman, akıllı ve erginlik çağına gelmiş olmaktan başka altı şartın daha bulunması gerekir.

Cuma Namazının Farz Olmasının Şartları:

1) Erkek olmak (Kadınlara farz değildir.)

2) Hür ve serbest olmak.

3) Mukîm olmak. (Yani misafir olmamak)

4) Sağlıklı olmak. (Cuma namazına gidemeycek şekilde hasta olmamak)

5) Kör olmamak.

6) Ayakları sağlam olmak

Bu şartlar kendisinde olmayan kişiye cuma namazı farz değildir. Ancak bu durumda olan bir kimse câmiye gidip cumayı kılarsa o günün öğle namazının yerine geçer.

Cuma namazının sahih olması için de altı şart lâzımdır.

Cuma Namazının Sahih Olmasının Şartları :

1) Cumanın öğle vaktinde kılınması.

2) Namazdan önce hutbe okunması.

3) Cuma kılınan yerin herkese açık olması

4) İmamdan başka en az üç erkek cemaat bulunması.

5) Cuma namazını kıldıranın, devletin (yetkili makamın) görevlendirdiği veya izin verdiği bir kişi olması.

6) Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması.

Cuma Namazı Nasıl Kılınır

Cuma günü öğle vakti ezan okunduktan sonra, önce dört rek'at olan ilk sünneti kılınır. Bunun niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının ilk sünnetini kılmaya."

Cumanın ilk sünnetinin kılınışı aynen öğle namazının dört rek'at sünneti gibidir. Sünnet kılındıktan sonra câminin içinde bir ezan daha okunur ve imam minbere çıkarak hutbe okur. Hutbe bitince ikamet getirilir ve cumanın iki rek'at farzı cemaatle kılınır. İmamın arkasındaki cemaat şöy le niyet eder: "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının farzını kılmaya, uydum imama."

Farzdan sonra cumanın dört rek'at son sünneti kılınır. Bunun kılınışı da cumanın ilk sünneti gibidir. Niyeti şöyledir: "Niyet ettim Allah rızası için cumanın son sünnetini kılmaya."

Cuma namazı böylece tamamlanmış olur.

Bundan sonra dileyen dört rek'at "Zuhri Âhir=son öğle" ile iki rek'at da vakit sünneti kılar.

Son öğle namazına: "Niyet ettim Allah rızası için vaktine yetişip henüz kılamadığım son öğle namazını kılmaya" diye niyet edilir. Bu son öğle namazı, öğlenin dört rek'at farzı gibi kılınmakla beraber sünnetlerde olduğu gibi dört rek'atın hepsinde fatihadan sonra sûre okunması daha iyidir.

İki rek'at vakit sünnetine de şöyle niyet edilir: "Niyet ettim Allah rızası için vaktin sünnetini kılmaya." Bu namaz da sabah namazının sünneti gibi kılınır. cumanız mübarek olsun

Apr. 18

ve sen yine denendiğinde ve yine kalbin daraldığında ve yine bütün kapılar kapandığında ve yine ne yapman gerektiğini bilmediğinde uzun uzun düşün...ve hatırla yaradanını ALLAH kuluna kafi değil mi?(zümer 36)
eğer bir gün büyük bir problemle karşılaşırsanız "ey Allahım benim büyük bir problemim var " demeyin.."ey problem benim büyük bir Allahım var" deyin....

Apr. 17
Nurgül Bakiwrote:

 1. Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar(ın hepsi), eşsiz hükümran, mukaddes, mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibi Allah'ı tesbih (ve tenzih) eder.

2. Ümmilere içlerinden, kendilerine (Allah'ın) ayetlerini okuyan, onları (şirkten, kötü hareketlerden) temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Halbuki onlar, bundan önce de cidden apaçık bir sapıklık içinde idiler.

3. (Bu son peygamberi) onlardan başkalarına (yani) henüz kendilerine katılamamış (bütün insan)lara da (gönderen O'dur). O, güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.


4. Bu, Allah'ın lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.


5. Kendilerine Tevrat'(ın emirlerini yerine getirme görevi) verilip de sonra onunla amel etmeyenlerin durumu, tıpkı ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan (Kitab'ın emirlerini hiçe sayan)ların durumu ne kötüdür. Allah zalimler güruhunu doğru yola (hidayete) erdirmez.


6. De ki: "Ey kendilerine Yahudi diyenler! (Bütün) insanlar arasında, Allah'ın dostlarının sadece kendiniz olduğunuzu sanıyorsanız ve (bu iddianızda) doğru iseniz, hemen ölümü temenni edin (ölüp Allah'ın dostlarına hazırladığı saadete bir an önce kavuşun)."


7. Onlar ellerinin (yapıp) öne sürdüğü (günahlar) yüzünden onu (yani ölümü) asla temenni etmezler. Allah zalimleri çok iyi bilendir.


8. De ki: "Sizin hakikaten kendisinden kaçtığınız(ı zannettiğiniz) ölüm var ya, kesinlikle o, sizi gelip bulacak, sonra (hepiniz) gizliyi de, aşikarı da bilen (Allah')a döndürüleceksiniz. O, yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecektir."


9. Ey iman edenler! Cuma günü (ezanla) namaz için çağrıldığınız zaman, derhal Allah'ın zikrine koşun, alış-verişi (işi gücü) bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

10. O namaz kılınınca da yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayın. Allah'ı çok zikredin ki (dünya ve ahirette) umduğunuza kavuşasınız (kurtuluşa eresiniz).



 
 
Apr. 17
deniz denizwrote:
KöR çOçUK

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın
gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka
koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını
arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz
gerekiyor herhalde.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş
ister istemez.
çocuk:
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş.
Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

- iyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan
gelmediği ne malûm?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.
üstelik,
manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız,
fırından
yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir
kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş onun kör olduğunu.

çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış,
adamın kendisini farkettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken - üç yil önce bir kaza
geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim
ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi
gördüğündür
Apr. 17